Sıkıntı da orada zaten; köylü taşralı yıllarca ahlak ve irfan temsili olarak pompalandı. Zengin/elit/okumuş kesime antitez olarak “siz zenginsiniz ama ahlaksızsınız, biz fakiriz ama ahlaklıyız” ahkamı kesildi. Şimdi bunlar ortaya çıktıkça “hani marjinal bizdik”e geliyor olay
Müge Anlı’daki olaylar üzerinden köylüye, yoksula demediğinizi bırakmadınız. Tabi onların da elinde imkan yok, o ayrı mesele. Sadece bütün köy birbirini s*kiyor. Aynı şeyleri zenginler için de yazın haydi.
February 2, 2026 at 5:43 AM
Ben de buna şaşırılmasına şaşırıyorum, çocukluktan beri trilyon tane hikaye duydum taşra ve varoşta geçen.
Faucault şöyle biseyler demişti: Bastırılan şey ortadan kalkmaz; daha yoğun ve düzensiz biçimde geri döner.
Bazen bişeyler yanlış değildir ama tam da tamam değildir. Bilinç, anı kurtaran çözümler üretir; tekrar eder, oyalar. Fakat derinde bir yerde beden ya da bilinçaltı, daha geniş, zahmetli ve dönüştürücü bir çözüm arar. Benim için bu koşu oldu. Çünkü mesele rahatlamak değil, yeniden hizalanmak.
February 1, 2026 at 8:40 PM
Bazen bişeyler yanlış değildir ama tam da tamam değildir. Bilinç, anı kurtaran çözümler üretir; tekrar eder, oyalar. Fakat derinde bir yerde beden ya da bilinçaltı, daha geniş, zahmetli ve dönüştürücü bir çözüm arar. Benim için bu koşu oldu. Çünkü mesele rahatlamak değil, yeniden hizalanmak.
8-10 yıldır FOMO - JOMO arasında savruluyorum. Kaçırma hissiyatı üstümde bu kadar etkili olmasaydı, "e o da kaçsın amk" bilinci de olmazdı. Fakat sonuçta her ikisi de sınırlayıcı ve can sıkıcı.
February 1, 2026 at 9:08 AM
8-10 yıldır FOMO - JOMO arasında savruluyorum. Kaçırma hissiyatı üstümde bu kadar etkili olmasaydı, "e o da kaçsın amk" bilinci de olmazdı. Fakat sonuçta her ikisi de sınırlayıcı ve can sıkıcı.